ISTANBUL YAYA SERGILERI 2: Tunel - Karakoy

16 Eylul / 30 Ekim 2005

OYLAMA ILE ONERILERI DEGERLENDIRIN. KARAKOY PLANLAMASINDA SESINIZ OLSUN ...

NASIL BIR TAVIR, PROJE VE MÜDAHALE? e sikki / X projesi...

WHAT KIND OF ATTITUDE, PROJECT AND INTERVENTION? Choice "e" / X project

Kentsel tasarım ve uygulama pratiklerinde hep bir ikilemle karşılaşırız: Temsilci konumundaki tasarımcının gündelik hayatın tüm deneyimlerine sahip olabilmekteki zorluğu, hatta bunun imkansızlığı. Gündelik hayattaki gerçek kişilerin ise tasarlama yetisinden çok uzun süredir kopmuş olan pozisyonları... Doğal olarak, bu durumdaki bir uygulama da “dönüşen, değişen, sıkışan, zorlanan, koparılan ve direnen”, Karaköy, gibi yerlerde doğru bir kentsel dönüşümü ortaya koyabilmekte yetersiz kalır!

Öyleyse bundan başka bir tasarım ve uygulama süreci gerekmektedir. Mimarlar başka türlü bir tavır, projelendirme ve müdahale biçimi içinde yer alabilirler. Örneğin bu anonim bir tavır, proje ve müdahale olabilir: Yaya/kentli dışlandığı tasarım sürecine aktif olarak katılıp, mimara isteğini kent içinde anlatabilir; mimar yayanın/kentlinin kentteki izlerini sürüp tasarım yapabilir; böylece “e” şıkkı / X projesi süreç içinde birebir yaya/kentli-mimar ilişkisi üzerinden kurulabilir. Bu tür bir oluşum için mimar ve kentlinin diyalogu gereklidir... Bunun gerçekliği ise sizin katkılarınızla test edilecektir.

UZALISIMCI YAKLASIM

Kentlinin, özellikle son yıllarda niceliksel ve niteliksel olarak artan profili, kent üzerinde karar verebilme yetisinin TEK kişi/kurum tarafından sağlıklı bir biçimde taşınabilmesi mümkün görünmemektedir. Hızla artan nüfus ile bu nüfusun kenti okuması, algılaması ve onunla birlikte karşılıklı-dönüşüm içinde yaşaması mimari ve kentsel okumaların kesinlik derecesini azaltmakta, bu ilişkiye yön verebilmeyi de zorlaştırmaktadır. İstanbul’un modernleşme süreciyle beraber maruz kaldığı “müdahale”ler; 50lerde yapılan ani kentsel tasarımlar, 80-90larda “küresel dünyaya eklenme” çalışmaları ve son yıllarda AB üyeliği kapsamında devam eden kentsel çalışmalar ne kadarında hangi kentli profilini ne derece veri olarak kullanmıştır? Bu durumda TEK mimar, Tek bir kurum elinden çıkan bir kentsel müdahalenin ne kadar kente ve kentliye ait olduğu/olabileceği bu kişi ve kurumlarca sorgulanmalıdır.

Mimari TAVIR Yeterli midir? mimari MÜDAHALE mi PROJE mi?

Bu durumda bir ikilemle karşı karşıyayız: Yukarıdaki teze göre günümüz kentini tasarlamak, yönlendirmek ve yeniden biçimlendirmek için mimar, kent planlamacısı veya belediyeler TEK olarak yetersizse ya da karşısındaki güç olan kullanıcının planlamasız girişimleri kenti dönüşü olamaz bir biçimde yozlaştırıyorsa... çözüm nerede bulunmalıdır? Bu durumda “mimar” olarak sorgulama veya tavır alma yetmemekte ve kenti tasarlayan güç (kenti inşa eden/edilenin içinde yaşayarak düzenleyen) arasında bir “bağlantı noktası” olmak durumundadır. Bu noktada TEKil bir mimari proje bu ikilemi çözmek yerine daha da karıştıracaktır ve ikileme üçüncü bir ayak ekleyecektir. Mimari TAVIR almak yetersiz, mimari PROJE gereksiz ise, tek çözüm mimari bir MÜDAHALE’dir. Bu müdahale, kenti tasarlayan ve dönüştüren güçler arasında bir köprü kurulmasını mümkün kılar.

Mimar ve YAYA müdahalesi: X projesi ya da "e" şıkkı

“...Oysaki yaya, hem bir yaşam biçimi hem de temel bir kentsel öneri içerir.”

Günümüz kentlerinin dinamik ve hızla dönüşmeye müsait yapısında kentsel öneri, ne bir mimar, ne bir belediye ne de tek başına bir kentli tarafından önerilemez. Tekil kişi/kurumların projelerinin kentin üzerine yapıştırılmasının sonucunda kentli buna resist edecek ve kenti kendi istediği doğrultuda kullanmak isteyecektir. Bu durum “arada” kent bölgelerinin oluşmasına neden olmakta ve doğal bir kent akışını, içinde kamusal alan ve yayanın doğal bir yaşam oluşturabilmesini engellemektedir. Karaköy için de olan budur. Burada var olan “direniş” ve kentsel “kullanımsızlık” üzerine TEK kişi/kurumdan öneri getirmek sorunu daha da arttıracaktır. Çözümü “e” şıkkı veya “x projesi” olarak adlandıralım: Bu alışılagelmiş anlamda mimari bir proje değildir. Bu projenin sahibi ANONİMdir. Bu projenin yapım aşamasına mimar ve yaya beraber müdahale edeceklerdir. Ölü olarak adlandırılan Karaköy’de varolan dinamiklerin ortaya çıkarılabilmesi, uzman tasarımcı için doğru verilerin toplanabilmesi, tasarımların içinde yayanın varlığının sağlanması ve tasarımlar uygulandığında direniş ile karşılaşmaması için “yaya-mimar” ilişkisinin kurulması gerekmektedir. E şıkkı/x projesi, yaya Karaköy’ü nasıl kullandığını/kullanamadığını/kullanmak istediğini mimara anlattığı bir müdahaledir. Burada E projesinin olası olduğunu, mimar-yaya işbirliğinin sağlanabileceğini gösterebilmek adına yapılan geçerliliği olmayan bir SENARYOdur. Gerçek E şıkkı/x projesi, ancak yaya ve mimar karşılıklı geldiği zaman, yani bu sergi projesi doğrultusunda iletişim kurabildiklerinde gerçekleşebilir. Bu nedenle sunulacak olan E şıkkı/x projesi’nin bir varsayımsal sürümüdür ve yaya-mimar ilişkisi ile “güncelleştirilmeli”dir

There is always a dilemma in the praxis of design and practice: Designer, who is a representative, couldn’t have an experience of all daily practices; and user, who is the owner of the life, has lost its own design ability very longtime ego… Naturally…

None by itself is sufficient to produce an urban design in Karaköy. An anonymous attitude, project and intervention is needed in Karaköy. What if “pedestrian” is included actively in design process to deliver “architect” his wish in city? What if “architect” designs over the traces of the pedestrian in Karaköy? Choice “e” / X project is a new design process on the dialogue between architect and pedestrian whose reality will be tested by your contributions…

iletisim // www.yayasergileri.org